Yazılar

99 Oktan İletişim

Trenler çıktı sahneye önce buharlılardı lokomotifte kürekçiler yol boyu kömür basıyorlardı doymak bilmez kazanına. O yol aldıkça demir ağlar yayıldı dünyaya. Otomobiller coştu sonra kaç oktanla başladık bilmiyorum, ama bol kokulu konsantre çamaşır deterjanları gibi bol oktanlı katkılı yeşil benzinler çıktı pazara.

İlişkiler tüm bunlardan onlarca yıl önce girdi Dünya’nın dağarcığına. Bir elma. Bir ısırık. İşte tüm bu karmakarışık ilişkiler manzumesinin sorumlusu. Sadece tek bir elmanın bütün yönetim kitaplarından kişisel, örgütsel vs. vs. gelişim kitaplarına konu olan ilişkilerin sorumlusu olması yüzde bir gülümseme sebebi en azı.

İletişim ilişkinin yakıtı. Keşke bir pompada iletişim için olsaydı. Baktık ilişki karmaşıklaşıyor yanaşıp en kalitelisinden iletişimle doldursaydık depomuzu. Elde laktozsuz yağsız sütle renklenmiş kahveleriyle iletişim pompası önünde uzayıp giden insan kuyrukları. Onlarca selfie. #iletişimkuyruğu eklentili paylaşımlar.

Hastalanınca stres, itişince iletişimsizlik. Kesin ve doğru teşhisler. Yaşayan şirket sunumlarında kurumsallaşma çalıştaylarında en sık kullandığımız kelime iletişim. Düşünsenize iki kişilik bir çatı altında bile onlarca kere ifade etmeye çalıştığımızla algılanan farklı olunca çıkan tartışmaları. Bunu 10’la 100’le 1.000’le çarpın ve ortalama bir şirketin günlük devinimi içinde yaşanan çatışmaları hesap edin. Hal böyle olunca iletişim doğru olursa şirketlerin performansı da katlanarak artıyor. Özellikle içinde yer aldığımız coğrafyada düşüncelerimizi direk olarak ifade etmek yerine etrafında dolanma daha kısa değimiyle ima etme yolunu seçiyoruz. Ya tam paylaşmıyoruz. Ya elçi kullanıyoruz. Durum böyle olunca iletişemediğimiz karşı taraf kendi yargılarına göre bir çıkarımda bulunuyor ve çoğu zaman bizim iletmek istediğimiz ile çıktı arasında dağlar kadar fark oluyor. Ve sonuç: ilişki iyice karışıyor.

Patronlar yöneticiler çalışanlarını suçluyor çıkan sonuçlar yüzünden. Çalışanlarsa ne istedilerse yaptık yaranamadık söyleminde takılı kalıyor. Yönetimde alınan kararların vahiy yoluyla çalışanlara ulaşması bekleniyor. Ancak, çalışanların böyle bir ruhani kimliği olmadığı için ulaşan bir şey olmuyor.

Çözüm aslında hiç zor değil. Spor yapmak, öğün atlamamak, düzenli uyumak, güneşle haşir neşir olmak kadar basit. İletmek istediklerinizi açık seçik söylemek çözüm. Açık seçikten kasıt karşınızdakinin iletişim tarzına uyum sağlayarak açık seçik söylemek. Kimine çok detay anlatmak lazım kimisine kısa ve özet. Aile şirketlerini ele alalım. Ailenin şirket yönetiminde olmayan üyeleri sürekli merak içerisinde ne olup bittiğine dair. Elde büyüteç sürekli kanıt iz peşindeler. Aileden şirket yönetiminde olanlarsa operasyona boğulmuş halde bırakın aile üyelerine bir şeyler anlatmayı yıllardır doğru dürüst tatil yapmamışlar.

Piramit hep ters memlekette. En üstte olan yöneticilerin vizyon ve strateji belirleyip geleceğe bakmaları gerekirken kendilerini A4 kağıt giderini azaltmaya uğraşırken buluyorlar. Bir süre sonra ölçek kayboluyor milyonlarca dolarlık yatırımla üç paket tuvalet kağıdı aynı önem derecesine iniyor. Hatta milyonlarca dolarlık yatırımla ilgilenecek ne zaman ne güç kalıyor bir süre sonra. Bir deniz feneri düşünün baş aşağı duruyor. Denizi gökleri ufku aydınlatması gerekirken ayak ucuna zar zor ışık tutuyor. Böyle olunca uzun soluklu stratejilerin yerini anlık taktikler gündelik işler alıyor. Oysa hedefler, amaç açık olarak paylaşılıp çalışanların katılımı sağlansa. Yetki dağıtılsa ve fener tekrar başı dik şekilde ufku aydınlatsa daha güzel olmaz mı?

Çözüm: iletişim.

Konuşun, paylaşın, sorgulayın tekrar konuşun.

Özgür Baykut