Yazılar

Nefes…

Nefes almak hepimiz için normal, düşünmeden yapılan, genelde ekstra bir çaba gerektirmeyen, üzerinde pek de durulmayan bir eylem. Böyleyken en hayati konulardan biri olmasını ölümün kaçınılmaz son olduğunu bildiği halde hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan insan doğasının mantığı ile açıklamak hiç de zor değil.

Nefes, yaşamak demek… İnsan hayatı, attığı ilk çığlıkla birlikle aldığı bir derin nefes ile başlayıp, son nefesini verene dek devam ediyor. Yaşadığı hayat süresince de kişi bilinçsizce günde yaklaşık 25.000 defa nefes alıp veriyor. Nefes yaşamak demek çünkü yapılan araştırmalarda dünya üzerinde nefes almayan bilinçli bir yaşam türüne henüz rastlanmadı. Her canlının nefes alması için gerekli donanım veya nefes alabildikleri ortamlar farklı olsa da aslolan nefes işleminin yaşam boyunca devam etmesi.

Su ve yemek gibi önemli diğer yaşamsal maddelere olan ihtiyacımız ve bunların yokluğundaki yaşam direnci çok daha uzun iken, ortalama bir insanın yaşamının son bulması için 2–3 dk gibi kısa bir süre nefessiz kalması yeterli.

Üstelik diğerlerini tedarik etmek ve tüketmek farklı bir çaba gerektirirken, bu kadar yaşamsal öneme sahip nefes için her ortamda, sahip olduğumuz organları kullanmak yeterli oluyor. Hatta diğer yaşamsal önem taşıyan her şey dünya üzerinde bir bedel ile ticaret hayatının içine girmişken, nefes için gerekli olan hava henüz her yerde bedava…

herkesin nefesi kendine özgü…

Nefes, o kadar mucizevi bir konu ki herkesin nefesi kendine özgü… Nefesin sıklığı, derinliği, nefesin vücudun hangi bölgesinde toplandığı kişiye ve hatta koşullara özel, nasıl nefes aldığımız nasıl yaşadığımızın en önemli göstergesi. Vücut tüm bilgeliği ile kendini öncelikle nefesle dengelemeye çalışıyor. Vücut hareketi hızlanınca nefes buna uyum sağlıyor, duyguların değişimine göre nefes ritmi değişiyor, düşünceler de nefesin ritmini değiştirebiliyor. Üzüntü ve şok anında “nefes kesilip” kişi kendini bir anlamda koruma altına alıyor. Vücuttaki hayati tüm organların çalışması için nefese, yani kandaki oksijene ihtiyacı var. Vücutta biriken toksinlerin %70’ i evet yanlış duymadınız %70’ i nefesin karbondioksite dönüşmesi yoluyla atılır. Tıp alanında yapılan çalışmalar gösteriyor ki oksijenin fazla olduğu ortamlarda ölümcül hastalıklara neden olan hücreler yaşamayı başaramıyor. Bu nedenle sadece oksijen ile yapılan pek çok tedavi yöntemi tıpta yerini aldı.

Nefesle neler yapabiliriz?

Bence nefes mekanizması, içinde bulunduğumuz bu sistemin ve Yaradanın insana sunduğu en büyük armağan. Bilinçli alınmış tek bir derin nefes bile sizi “an” a getirmeye yetiyor. Nefes vücudunuza oksijen kazandırarak fiziksel olarak sağlığa hizmet eden çok önemli sonuçları yaratıyor. Zihninizi temizliyor, duygularınızı dengeliyor, modunuzu anında olumlu şekilde değiştirip rahatlama sağlıyor. Nefes, fizik bedeniniz ve tüm enerji bedenlerinizi “an” da bir araya getiriyor ve kendinizi bütünlük içinde hissetmenize yardımcı oluyor.

Tüm bunları bize sunan nefes bu kadar kolay kullanılabilecek bir araç iken; nefesin bizim şartlarımıza uyum sağlamasını beklemeden, bu aracı ihtiyaçlarımıza hizmet edecek şekilde yani mekanizmayı tersine çevirerek bilinçli kullanmamız da mümkün. Bunu yapabileceğimizin ipuçları zaten nefesin çalışma mantığında gizli… Nefes ile yapılacak odaklanmış seanslar ile fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal konularda ihtiyaç duyulan çözümleri ve çözülmeleri sağlayabiliyoruz.

25 yıllık iş tecrübemde bir danışman ve işkadını olarak tüm biriktirdiklerim, özellikle son yıllardaki gözlemlerimle birleşince şunu söylüyor; özellikle büyük şehirlerde, yoğun iş temposunda yaşayan her birimizin yüklerinden hafiflemeye, şöyle bir durup hayatına bakmaya, “bir nefes almaya” ve kendiyle buluşmaya ihtiyacı var… Her nefesi ciddiye almak, kaygı ve stres bilincinden kurtulup her nefeste bize verilmiş yaşam hakkının sonuna kadar tadını çıkartmak inansak dahi uygulaması zor bir olay. Bunu nefes disiplini ile yapmak ise çok daha pratik, gündelik ve kolay.

Derin bir nefes alıp işe bir yerinden başlamaya ne dersiniz?

Meriç Koraltürk Polat