Yazılar

Suçsuz Mutluluk

Düşünmek, tanıma ve birleştirme sürecidir. Aklımız ise doğrularımızla tek yargıcımız. Düşünmek diye tanımladığımız süreci başarabilmenin tek yolu aklımızı kullanmak…
Mutluluk geçici olmayan, içinde ceza ve suçluluk bulundurmayan , sizi mahvetmeyen ve hayatını kendi çabası ile destekleyenlerin sahip olduğudur.
Mutluluk bir seçimdir tıpkı düşünmek gibi.
Korkularınızı büyütürseniz sizi kurtaracak tek eylemden o kadar uzaklaşırsınız.

O eylem düşünmektir…

Bizi biz yapan değerlerimizden ;
‘’Özgüven’’ insanın kendisine duyduğu saygısının biçimidir.
‘’Dürüstlük’’ başkalarının hatırı için yapılan fedakarlık ve bir görev değildir.Dürüstlük ben olmayı ifade etmek ve kendin olma gerçeğini kabul etmektir.
‘’Gurur’’ en yüksek değerimizdir. Diğer değerlerimiz gibi hak edilmesi gerekir.
‘’Sevgi’’ bir gerçeğe cevaptır. Kişinin değerlerinin ifadesidir. Kişiliğinizle ve karakterinizle edinebildiğiniz nitelikleriniz için size verilen en büyük ödüldür. Sevgi, kişinin başkasının değerleri karşısında duyduğu zevkin duygusal bedelidir.
Acı çekmek bir değer değildir. Acıya karşı verilen mücadele bir değerdir.

Yaşayabilme yeteneğinizin derecesi, kendiniz olma derecenizdir. İçinizden geldiği gibi, zannettiğiniz gibi değil olduğunuz gibi…
Bir insanın kendi sevincine, neşesine ulaşma mücadelesinden vazgeçmesi ,hayatına sahip çıkma cesaretinden yoksun olduğunu gösterir.
Kendinize değer verin. Bunun anlamı; sizden hakkını talep ediyormuş ve ona borçluymuşsunuz hissini yaratanların yardım taleplerini geri çevirin.
iyi insanları, kötüler uğruna gözden çıkarmayın, harcamayın.
Hayatı yaşamanın peşinde olun.
Düşünmek de bir seçimdir ve seçimlerimiz ise alınyazımızın ta kendisi…

Sevgilerimle
Derya Akkaya

Korku ve Cesaret

Bazılarımız, her şeyin zor olduğuna o kadar inanırız ki basit bir yolu olduğunu hayal bile edemeyiz. Bir türlü gelmeyen şansı bekleriz. Doğum ile ölüm arasında geçen zamanın değerini bilir ama yapmak istediklerimizi erteleriz. Yeni aldıklarımızı kullanmaz, şu gün için der, dolapta saklarız. Sevdiğimizi söylemekten çekinir karşımızdan bekleriz. Ya reddederse diye yakınlaşamayız Başımıza iyi bir şey geldiğinde bir daha olmaz kesin der, o anın sevincini yine eksik yaşarız. Farklı olursak kabul edilmeyiz korkusu ile fikirlerimizi açıklayamayız. Birisi hayalin nedir diye sorduğunda, hayalimizi söylemeye çekinir, dalga geçecek der içimizden bile söyleyemeyiz. Biz bunları kendimize niye yapıyoruz?

Çünkü korkuyoruz.

Gölgede ya da karanlıkta bir yerde bizi beklediğini biliyor, içimiz titrediğinde olduğumuz yere adeta mıhlanıyoruz.Kendimizi hapsettiğimiz ve güvenli alan dediğimiz yerden ömrümüz boyunca çıkmamaya razıyız, yeter ki bizi yakalamasın.Zaten dışarıda başka bir yer yok, bize verilen örnekleri bunlar Polyanna masalı der, dışarı çıkmak bir kenara dışarı bakmayız bile…

Ya Polyanna masalı demeyenler ne yapıyor?
Garanti diye bir şey olmadığını biliyorlar.
Korkuyu yok etmeye çalışmak yerine, onu kullanıyorlar
Yaşamı bekleyerek değil, yaşayarak anlayabileceklerini biliyorlar
Korkunun bir yere gitmediğini biliyorlar
Daha azına razı olmuyorlar, haklarını istiyorlar
‘’Hayır’’ demekten çekinmiyorlar
‘’Evet’’ demekten utanmıyorlar

Korkularınızla baş etmek istemez misiniz? İşte size koçluk sorularım;

  • Yaşamınızda nelere katlanıyorsunuz?
  • Onlara direndiğinizde enerjinizi boşa harcadığınız alanlar neler?
  • Sorunlarınızın veya sorun yaşadığınız insanların ortak noktaları neler?
  • İstediğiniz yaşam için oluşmasını beklediğiniz koşullar neler?

Cesaret korkunun olmaması demek değildir. Korkuya rağmen ilerlemektir.Korkunun varlığı, risk alırken akıllı davranılmasını sağlar.Korku bir an durup düşünmeyi sağlar, tehlikeyi güvenli aşmak için bir alarm vazifesi görür.
Seneca’nın sözü gibi’’ Cüret edemememizin nedeni işlerin zorluğu değil, biz cüret edemediğimiz için zor’

Kendinize inanın.
Derya Akkaya