Yazılar

İnsan Kendini Nasıl Geliştirir?

Bir şeyi başarmak istiyorsak, bir yerden başlamak zorundayız. Bu hangi konu olursa olsun değişmez. Neyi başarmak istiyorsak, yapılması zaruri olan şeyler vardır. Diyelim, kendinizi geliştirmek istiyorsunuz. Bunun için neler yapmanız gerekiyor? Kimlerle görüşme yapmanız icab ediyor?
Ve sonra? Nereden başlamalı? Geliştiğinizi nasıl anlayabilirsiniz?

Şimdi sırayla gidelim.

1. Eksiklerinizle Başlayın!

Zayıf ve gelişmemiş taraflarınızı belirleyin. Bunu yaparken acımasız olun. Çevrenizden destek alın. Dürüstlüklerinden emin olduğunuz insanlara sorun, onlar sizi yanıltmayacaklardır.
Eksiklerinizi tespit ettikten sonra, onları listeleyin ve alt kümelere toplayın. Örneğin listede iki tane eksik yönünüz, aslında tek bir eksiğin iki farklı yansıması olabilir. Örneğin tarih bilginiz zayıftır, kitap okuma alışkanlığınız zayıftır. Bu ikisini tek kümede toplayabilir, tarih kitapları okuyarak iki eksik yönününüzü de giderebilirsiniz.

2. Yeni Alışkanlıklar Kazanın!

Alışkanlıklar insanın başarıya giden yoldaki en önemli dostlarıdırlar. Bu alışkanlıklar ne kadar iyi ve güçlü olursa siz de o kadar güçlü olursunuz. Bu yüzden alışkanlıklarınızı belirlerken titiz davranmalısınız.

Kitap okumak bir alışkanlıktır. Spor yapmak, günlük tutmak, blog yazarlığı yapmak, sabah yürüyüşlerine çıkmak gibi birçok faaliyet alışkanlık durumundadır. Bunlar sağlığınız ve gelişiminiz açısından oldukça faydalı alışkanlıklardır.

Diğer taraftan sürekli televizyon izlemek, bilgisayar başında uzun süre eğlence odaklı vakit geçirmek, geç yatıp erken kalkmak, geç yatıp geç kalkmak gibi durumlar da alışkanlıktır. Ancak bunlar sağlığınız ve gelişiminiz açısından faydalı alışkanlıklar değildirler.
Kısacası gelişiminiz açısından size destek olacak alışkanlıklara sahip olmalı ve sürekli olarak aralarına yeni alışkanlıklar dahil etmelisiniz. Bununla birlikte faydalı olmayan ve insanın hayatındaki en kıymetli unsurlardan birisi olan zamanı çalan alışkanlıklardan uzak durmalısınız.

3. Yeteneklerinizi Geliştirin!

Bireysel olarak bir insan çok farklı yeteneklere sahip olabilir ama burada önemli olan sahip olunan yeteneklerin işlevsellik durumudur. Her konuda bilgi sahibi olduğunuz zaman çok daha iyi bir insan olacağınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak bu çok sağlıklı bir düşünce değildir.

Yetenek çantanızda 20-30 tane kabiliyet olabilir ama aralarından bir tanesini bile en iyi şekilde gerçekleştirecek kadar becerikli değilseniz gelişim açısından bir anlamı olmayacaktır. Nicelik değil nitelik önemlidir düşüncesi aslında bu tür durumlar için dile getirilmektedir.

Sahip olduğunuz kabiliyetlerin sayısı 3 bile olsa siz bu konularda oldukça becerikliyseniz kendinizi çok daha iyi bir biçimde ileriye taşıyabilirsiniz. Çünkü ancak bu tür bir durumda diğerlerinden farklı olabilirsiniz.

4. Bilenlere Danışın!

Size ilham veren ve destek olmaktan çekinmeyen insanların bilgilerine başvurmaya çalışın. Özellikle bilen insanlar, size ilham olacaktır. Onları izleyin, dinleyin, sorular sorun… Örneğin bir yazarla tanıştınız, onun nasıl yazdığı ile değil, nasıl yaşadığı ile ilgilenin. Yaşamına dair edineceğiz bir iki ilham, kişisel gelişiminize hayli fazla olumlu etkisi olacaktır.

5. Kendinizi Test Edin!

Sosyal ortamlarda kendinizi test etmekten çekinmeyin. Geliştirdiğiniz şeyi sergilemekten korkmayın. Yanlış ya da eksik yapmanız ve bunun karşılığında alacağınız tepkiler size sunulmuş en doğal lütuftur. Bu nimetlerden yararlanın. Dersler ve sonuçlar çıkarın ve pes etmeden kendinizi geliştirmeye devam edin.

Kaan Demirdöven

Nasıl Bir Eğitim Anlayışı Geliştirmeliyiz?

Uyguladığımız eğitim sistemlerinden bütün dünya şikayetçi. Üstelik biz Türkiye’de daha da kötü durumdayız. Peki yanlışlar nerede ve bu nasıl değişecek?

Piyasadaki en basit eğitimi ele alalım: Sunum eğitimleri. Sunum nasıl hazırlanır, nelere dikkat etmek lazım ve benzeri konu başlıkları olan sunum eğitimleri. Dikkatle incelerseniz bu en basit eğitimin bile becerilemediğini görürsünüz. Bunun kriteri çok basit. Bu eğitimi alan bir departmanın eğitimden bir hafta sonraki sunumlarına bakın. Eğitimin bir işe yaramadığını görürsünüz.

Burada örneği iş dünyasından verdim ama, kamuya açık ilk ve orta öğretim ile üniversite eğitimlerimizde de durum aynı. Bunun bir çok nedeni var ama en önemli nedeni insanı tanımayı reddetmek.

Bugün pilav yapmak için alacağımız pirinci tanımak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Salata yaparken, yemek yaparken satın alacağımız malzemeler hakkında bilgi sahibi olmazsak o yemeğin bir şeye benzemeyeceğini tecrübe ile öğrenmişiz.

Bu tecrübemizi eğitim alanına taşımak zorundayız. İnsanın öğrenme süreçlerine dair bilgimiz yok değil var. Eğitim fakülteleri bu konuyla on yıllardır uğraşıyorlar ve bir birikime sahipler ama biz onları dinlemiyoruz. Gerçekten de, mesela saçma sapan bir hutbe verdi diye diyanet işlerinden şikayet eden insanlar (ben dahil) bilimin kendilerine sunduğu gerçekleri görmezden geliyor (ben hariç).

Eğitimlerin gerçekten fayda göstermesi için eğitimcinin eğitim vereceği konudan önce insana dair donanımlı olması gerekiyor. Bunun adına teknik olarak formasyondiyoruz. Hani şu temel bilimler okuyan öğrencilerden formasyon alanlar öğretmen oluyor ya, o formasyon işte.

Bu sistemin işletmelere sunulan eğitimlere de taşınması gerekiyor. Bunun için devleti beklemeye gerek yok. Bunun için herhangi bir kurumu da beklemeye gerek yok.Durumun farkında olan her eğitimci kendini bu konuda yetiştirebilir. Yeter ki sorunun farkında olsun. Verdiği eğitimin daha işe yarar daha kalıcı faydalar üretebilmesi için o eğitim konusunun dışında çalışması gereken şeyler olduğunun ayırdına varsın.

O şeylerden en önemlisine örnek vereyim. Sunum eğitimi verirken karar alma eğitimini de yanına koymamız gerekiyor. Bunu yapmadığımız takdirde bir sunumu nasıl hazırlaması gerektiğini anlamış biri, karar alma mekanizması gelişmediği için neyi nereye koyacağına hala karar veremiyor. Ne kadar bilgi sunması gerektiğine karar veremiyor. Neyi ayıklaması gerektiğine karar veremiyor.

Nasıl ki bilim interdisipliner ve holistik olma mecburiyetini kavradı ve buna çalışıyorsa, biz de verilen eğitimlerin sadece kendi içerikleriyle bir işe yaramayacağını anlamalıyız. Herkes kendini daha akıllı olmak üzere sürekli eğitmeli.

Osman Börütecene

Eğitimci Takıntılı Olmalıdır

Çoğu eğitimci yalnızca elindeki eğitim materyalini düşünür. Konusu, alanı neyse ona odaklanmıştır. Eğitim verdiğinde, karşısındaki kitlenin özellikleriyle ilgilenmez. O bilerek ya da bilmeyerek eğitimi doğru biçimde verdiğini düşünür. Öğrenilecek bir şeyler vardır o da bunları anlatmaktadır. Daha ne?

Eğitmcinin ve eğitimlerin başarısızlığı da genelde “ben anlatıyorum ama anlamıyorlar” söyleminden kaynaklanır.

Oysa eğitimci bu konuda takıntılı olmalıdır. Deneyimli olmalıdır. Aklı fikri insan beyninin çalışma ve öğrenme prensiplerinde olmalıdır. Karşısındaki kitle bir kelimeyi kastedilenden farklı biçimde anladıysa bunu saniyesinde farketmelidir. Eğitim verilecek konuyla ilgili her türlü ön yargıyı önden hesaplamalıdır.

Kendisine bir soru sorulduğunda, soru yanlış ya da anlamsız ise önce soruyu düzeltmelidir. Sorunun niçin konu dışı ya da niçin yanlış olduğunu anlatmalıdır. Bu eğitimin en önemli kısımlarından biridir. Karşınızdaki insanlar bilmedikleri bir konuyu öğrenmeye geliyor ve insanlar neyi bilmediklerini bildiklerini zannederler.

Mesela ben Japonca bilmiyorum. Muhtemelen Japonca’nın ne olduğunu bildiğimi zannediyorumdur. Bana nasıl öğretileceğine de karar vermeye çalışırım. Halbuki bilmediğim bir şeyin bana nasıl öğretileceğine benim karar vermem, o konuda sonsuza kadar cahil kalmamın garantisidir. Sen bana onu öğretme bunu öğret demeye başladığım an, Japonca sonsuza kadar imkansız hale gelir.

Eğitimciyseniz, bulunduğunuz alanın (salonun, bahçenin, sınıfın) tamamını kaplayacaksınız. O alanın da sizin içinize nüfuz edip her yerinizi kaplamasına müsade edeceksiniz ki yanlışları anında tespit edin.

90’lı yıllarda Boğaziçi Üniversitesi’nde okurken, hocamız Prof. Metin Balcı kulüplerden sorumlu rektör yardımcısıydı. Kendisine bir şey sormaya gittiğimizde Merhaba dedikten hemen sonra bize neyi sormaya geldiğimizi anlatırdı. Sorunun hangi kısımlarının lüzumsuz olduğunu anlatır, lüzumlu kısımların da cevaplarını verirdi. Eğitimciyseniz böyle olacaksınız. Anlatacağınız konuyu zaten yalayıp yutmuş olmanız gerekir. Artık aklınız fikriniz, bütün konsantrasyonunuz dinleyicide olmalıdır.

Osman Börütecene