Senaryosuz Deneyim, pusulasız bir gemiye benzer!

Müşteri Deneyimi Senaristi mi arıyorsunuz? Doğru yerdesiniz. ADS Partners Group size müşteri deneyimi yönetimi danışmanlığı kapsamında deneyim yolculuğunun anahtarlarından birini hizmet olarak sunuyor: Müşteri Deneyimi Senaryo danışmanlığı.
Müşteri Deneyimi Senaryo danışmanlığı nedir?
Müşteri Deneyimi Senaryo danışmanlığı, müşterilerinize yaşatmak istediğiniz deneyim yolculuğunu, şirketinizdeki tüm birimleri, tek bir hedefe odaklayacak şekilde, değerlerinizle örülü bir halde, insan kaynaklarının performans değerlendirmelerini da kapsayan, çalışan deneyimine öncelik veren, çalışanlarınızın aktif katılımcı rolüne büründüğü, kullanılan iletişim dilinden, deneyim ritüellerine, stratejilerinizi ete kemiğe büründürecek hem bir motivasyon hem de bir marka deneyim anısı oluşturacak hikaye bileşenleri oluşturarak bir marka deneyimi hazırlamaktır.

WOW FACTOR NEDİR?

Müşteri Deneyimi Yönetiminde “Şaşırtıcılık Etkisi” olarak tanımlanıyor… Ne demek, dilerseniz biraz açalım.. Müşterilerinizi sizden alacağı hizmet beklentisinin ötesinde bir servisle, daha çok hayatını kolaylaştırmak adına yapılan hizmetin müşteride yarattığı duygusal etki: WOW!

Müşteri hizmetlerinde beklentilerin de ötesinde uygulamalarıyla ünlü bir oteller zincirinin eğitim programları farklı sektörlerden pek çok şirket tarafından örnek alınmaktadır. Müşteri Deneyimi Yönetimi uygulayan otellerden birinde birkaç gün tatil yapan bir ailenin yaşadığı müşteri deneyimi şu şekilde gerçekleşmiştir:

“Karım ve çocuğumla tatil için otelde 2 gün geçirdik. Döndükten sonra, oğlumuzun en sevdiği oyuncağı minik ayısı Barnie’nin kayıp olduğunu fark ettik. Derken bizi otelden aradılar. Oyuncak ayının otelde ekstra bir tatil yaptığını söylediler. Oğlum o gece huzurla uyudu. Çünkü otel görevlisi, hikayeyi desteklemek için Barnie’nin havuzun kenarında çekilmiş bir fotoğrafını gönderdi. Birkaç gün sonra eve paket geldi. İçinde otelin markasına özel hediyelerle birlikte, oğlumun minik oyuncak ayısı da vardı. Pakette ayrıca, onun otelde uzun süreli konaklamasını titizlikle belgeleyen bir dosya…

Birlikte wow dedirtecek nice hikayelere: www.adspartners.com

2019 Müşteri Deneyimi Yönetimi Trendleri

Walker’ın yayınladığı son “Customers 2020” araştırma sonuçlarına göre “müşteri deneyimi” markalar için ürün ya da fiyattan daha öncelikli bir ayırt edici unsur olacak. Yine Gartner’ın yaptığı araştırmaya göre önümüzdeki 5 yıl şirketlerin birinci önceliğinde Müşteri Deneyimi Yönetimi olacak. Sonuçlar, araştırmaya katılan şirketlerin %50’sinin önümüzdeki yıllarda “müşteri deneyimi” yatırımlarını arttıracağını ortaya koyuyor.

Şirketlerin “müşteri deneyimini” ana stratejileri haline getirmelerinin en temel nedeni: yapılan bir çok araştırmanın ortaya koyduğu gibi Müşteri Deneyimi ile Müşteri Sadakati, Müşteri Mutluluğu ve Satış arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olmasıdır.

Müşteri Deneyimi, en temelde müşterilere dokunduğunuz tüm temas noktalarında onlarla kurduğunuz ilişkiler sonunda oluşan algılarının ve hissettikleri duygularının bütünüdür. Müşteri Deneyimi Yönetimi ise; iş süreçlerini yönetmekten bu süreçlerdeki “duyguyu” yönetmeye geçişi ifade eder. İçeriden dışarıya bakış açısı olarak adlandırdığımız “merkeze şirketinizi” alma bakış açısını tersine çevirip, dışarıdan içeriye bakış açısı ile “merkeze müşterinizi almak” ve buradan hareketle tüm süreçlerinizi yeniden inşa etme anlayışına geçişi anlatır.

Hala birinci gündem maddeniz “müşterileriniz” değilse, kendinize “müşterilerimiz bu süreçlerde bizimle olan ilişkilerinde nasıl bir duygu yaşıyorlar?” diye sormamışsanız 2019’deki ilk yönetim kurulu toplantınızı bu soruya ayırmanızı öneriyorum. Sektörünüz ne olursa olsun şirketlerin büyük çoğunluğunun kendilerini “hizmet sektöründeyiz” diye tanımladığı “müşteri çağında” ihtiyacınız olan farklılaşmanın ve müşteri sadakatinin anahtar unsuru müşteri deneyimi yönetimidir.

Birçok uluslararası danışmanlık ve araştırma kuruluşlarınca ortaya konan 2019-2020 yılları müşteri deneyimi trendlerini, ülkemizdeki mevcut müşteri deneyimi anlayışını da düşünerek sizler için 10 başlıkta toparladık.

2019 planlarınız için yol gösterici olmanızı dilerim.

Müşteri Deneyimini Tasarlamak

Siz yönetmezseniz de hatta gündeminizde olmasa bile müşterileriniz sizinle olan mevcut ilişkilerinde bir deneyim yaşıyorlar. Bu deneyim 1-10 ölçeğinde; 1:Hayal kırıklığı yaratan bir deneyim de olabilir, 10:Hayranlık uyandıran bir deneyim de. Ya da en iyimser ifade ile 7-8 bandında Sıradan bir deneyim yaşıyordur. Müşteri deneyimi yönetiminin ilk evrelerindeki şirketler deneyimin ve duyguların önemini fark edince öncelikle mevcut deneyimin olumlu olması yönünde çaba ortaya koyarlar. Bu anlaşılır olmakla birlikte yeterli değildir.

Deneyim ekonomisinin güçlü oyuncuları mevcut deneyimi iyileştirmekle yetinmezler, müşteri deneyimlerini bizzat tasarlar. Çekirdek ideolojilerine uygun olarak yaşatmak istedikleri duyguyu merkeze alarak tüm temas noktalarını kapsayacak şekilde deneyim kurgusunu oluşturup tasarımını yaparlar. Tıpkı bir oyun sahneler gibi, hem oyunun ana hikayesini (deneyimin ana teması) senaryoları, alt senaryoları, oyuncuları (çalışanlar) rolleri tasarlarlar.

Müşterinin Sesini Duymak

Müşteri deneyimi yönetimi için en kritik konulardan birisi müşterinin sesini duymak ve çeşitli kanallardan elde edilen verileri anlamlı hale getirerek deneyim yaratmak için kullanmaktır. Günümüzde müşterilerin sesini eğer dinlemeye niyetliysek birçok farklı kanaldan duyabiliyoruz. Şirket içi kaynaklar, sosyal medya, web sitemiz, call center vb. birçok kanaldan akan verileri müşteri bazında anlamlı hale getirmek ve bu anlamlı bilgileri deneyim sahnesindeki oyuncuların (çalışanlar) kullanımına sunmak ve müşterilere unutulmaz deneyim yaratmakta kullanmak en öncelikli konuların başında geliyor.

Bu alandaki teknolojik çözümler oldukça fazla ve giderek de artmakta. Topladığınız bu verileri satış ve pazarlama odaklı kitlesel kampanyalarda kullanmaktan önce müşterilerimizi tanımak ve onlara yaşatacağımız deneyimde nasıl kullanabileceğinizi düşünmemiz gerekiyor. Teknolojinin yaygınlaşmasına paralel müşteriler eskiye oranla bir çok dijital iz bırakıyorlar. Aynı zamanda müşteri geri bildirimlerini bırakmakta eskiye oranla daha rahat ve cesurlar.

Gartner’ın araştırmasındaki önemli bulgulardan birisi de şirketlerin büyük çoğunluğunun 2019 öncelik listesinde müşteri geri bildirimleri var. Geri bildirimler mevcut sunduğumuz deneyimi ölçümlemek, zenginleştirmek ve gerekli olduğunda yeniden tasarlamak konularında ihtiyacımız olan kritik bilgileri bize sunarlar. Geri bildirimleri sadece şikayet yönetimi odağından çıkarıp deneyim odağında yeniden ele almak gerekiyor.

Teknolojiyi Müşteri Odaklı Kullanmak

Teknoloji geçen yıllarda olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da müşteri deneyimini etkilemeye ve şekillendirmeye devam edecek. Hatta öyle uygulamalarla karşılaşmaya başladık ki başlı başına bir dijital deneyimden bahsedebiliriz. En uç noktada insansız bir müşteri deneyimi yaratan girişimler var. Amazon’un deneme aşamasındaki insansız mağazaları, Virgin’in insansız otel konsepti gibi girişimler teknolojinin uç noktadaki uygulamaları olarak müşteri deneyimini yeniden düşünmemize neden oluyor.

Siri ile popülerleşen sesli arama ya da örneklerini sık sık görmeye başladığımız Chatbot’lar sanal zekanın gelişimine paralel dijital dünyada deneyimler yaratmak noktasında yeni fırsatlar sunuyor. Birçok araştırma şirketinin üzerinde hemfikir olduğu trendlerin başında sesli arama ve chatbotların kullanımının yaygınlaşacağı var.

Henüz chatbot aşamasında değilsek bile, Akıllı telefon ve tabletlerin kullanımı hızla artarken dijital müşteri deneyimi için mobil sitemiz ve aplikasyonlarımız öncelikle odaklanmamız gereken alanlar olmalı.

Çoklu Kanallarda Tutarlı Deneyimler İnşa Etmek

Günümüzde markalar müşterileriyle offline ve online çok farklı kanallar üzerinden etkileşimde bulunuyor. Aberdeen Group Inc.’ın araştırmasına göre çoklu kanal yönetiminde etkin bir stratejiye sahip şirketler olmayanlara oranla 2 kat daha fazla müşterilerini elde tutma şansına sahipler. Yine Gartner’ın araştırmasında öne çıkan başlıklardan birisi de çoklu kanalların uyumluhale getirilmesi.

Birçok şirket sektörlerindeki gelişmeye paralel bilinçli ya da bilinçsiz kendilerini çok kanallı bir yapının içinde buldular. Kanal sayısı arttıkça, her bir kanal bağımsız yapılar olarak evrildiler ve büyüdüler. Birçok şirket doğal bir içgüdü ile operasyonel verimlilik ve maliyet odaklı bir yaklaşımla işleri bu kanallara dağıttılar. Bir mağazaya ya da banka şubesine gittiğinizde X işlemini yapmak için çağrı merkezini aramanız gerektiğini söylediler. Her kanalın kendine özgü dinamikleri ya da maliyetler bunu gerektiriyor gibi gözükse de bu parçalanmış yapı her kanalda farklı deneyimlerin yaşanması sonucunu doğurdu.

Müşteri deneyiminin önemli dinamiklerinden birisi bütünsel olmasıdır. Siz istediğiniz kadar parçalayın müşteriler bu parçaların herhangi birinde olumsuz bir deneyim yaşarlarsa bunu markanın bütününe mal ederler. Hattınız çok iyi çekiyor ve tarifeniz gayet avantajlı olabilir ama eğer telefon operatörünüzün çağrı merkezi sizi üzmüşse büyük olasılıkla hattınızı taşıyacaksınızdır.

2019 ve 2020’nin önemli başlıklarından birisi de bu çoklu kanalları uyumlulaştırmak, müşterilerin tüm kanallarda tek bir deneyimi yaşamasını sağlamak olacaktır. Tüm kanallarda tutarlılığı sağlamak öncelikli hedefimiz olmalı.

Kolaylaştırmak

Müşteri 3.0’ın öncelikli beklentilerinden birisi markayla kuracağı etkileşimlerin kolay olmasıdır. Kolaylık unsuru, “çaba metriği” olarak son yıllarda müşteri deneyim ölçümleme sistematiğinde kendine yer buldu. Bir çok araştırma şirketi “çaba metriğinin” deneyim ölçümlenmesinde ki ağırlığının artacağını öngörüyor.

Müşterilerle olan süreçlerinizi “çaba metriğine” göre gözden geçirmeliyiz. Hizmetlere ulaşmaları ne kadar kolay? Genelde konu ürün ya da hizmeti satmaksa tüm şirketler “kolaylaştırma” konusunda çok başarılı. Ancak satın aldıktan sonra bu ilkeyi birçoğu ihmal ediyor. Satış sonrası müşteri süreçleri o kadar da kolay değil. Müşteriler birçok çözüme ulaşmak konusunda “satın alırken kinden çok daha yüksek bir çaba” göstermek zorunda bırakılıyor.

Müşterilerle temas ettiğiniz her noktada mevcut işlemleri nasıl daha fazla kolaylaştırabilirsiniz? 2019 için güzel bir gündem maddesi!

Kişiselleştirmek

Birbirine benzeşen ürün ve hizmet bolluğunda piyasalar küreselleşirken müşteriler ise aksi yönde bireyselleşme eğilimdeler. İletişim devrimi ile sınırların kalktığı dünyada müşteriler bu kalabalık içinde herhangi biri olmak istemiyorlar. Kendi varlıklarının tanınmasını istiyorlar. Kendilerini özel hissetmek, ürün ve hizmetleri kullanarak kendilerini ifade etmek istiyorlar. Anonimleşme ile bireyselleşme arasındaki çelişkinin çözülmesi için ürün ve hizmetlerimizin kişiselleştirilmesi gerekiyor.

Kişiselleştirme, müşterilerin bireysel istek ve beklentilerine göre ürün ve hizmetleri farklılaştırmak demektir. Bu en uç noktada tamamen kişiye özel bir ürün veya hizmet sunmak olabilirken genelde standart bir ürün ve hizmetin kişiye özel dokunuşlarla farklılaştırılarak kişiselleştirilmesi şeklinde de olmaktadır.

Kişiselleştirme için öncelikle müşterilerin kişisel tercihlerini, ilgi ve isteklerini öğrenebilmemiz ve çalışanların kullanımına sunmamız gerekir. Bu ise müşterinin sesini duymayı ve teknolojiyi etkin kullanmayı gerektiriyor.

Satmaktan Önce İlişki Geliştirmeye Odaklanmak

Müşteri deneyimi yönetiminin özünde müşterilerimize birşeyler satmaktan önce onlarla kurduğumuz etkileşimde hayranlık uyandıran bir deneyim sunma anlayışı yatar. Odağa “satışı” değil müşteriyi alır. Satış ve kar müşteri deneyiminin doğal bir çıktısı olarak görülür.

Geçen yıl bir çok global marka, mağazalarını bu anlayışa göre yeniden kurgulamaya başladılar. Apple Store örneğini geçen ay ki yazımda detaylıca ele almıştım.(bknz) Deneyim ekonomisinin güçlü oyuncuları mağaza ve şubelerini ürünlerini sattıkları bir yer olmaktan çıkarıp müşterilerle ilişkilerini geliştirebilecekleri bir yer olarak konumlamaya başladılar.

Bu eksende offline temas noktalarını 2 önemli kriteri zenginleştirmek için kullanıyorlar, kişiselleştirme ve eğitim (bilgi/çözüm sunma). Bir çok marka için çağrı merkezleri en sorunlu temas noktası iken Zappos çağrı merkezindeki hayranlık uyandıran uygulamaları ile müşteri deneyiminin parlayan yıldızlarından biri olmayı başarabildi. Tüm bunların arkasında yatan anlayış önceliği ilişki geliştirmeye vermektir.

Çalışan Deneyimini Geliştirmek

Birçok yazımda ısrarla vurguladığım gibi çalışan deneyimi ve müşteri deneyimi bir elmanın iki yarısı gibidir. Çalışanlarınızın gönlünü kazanmadan müşterilerinizin gönlünde taht kurmak neredeyse imkansızdır. Deneyim ekonomisinin güçlü oyuncuları bunu çok erken farkettiler ve müşteri deneyimi kadar çalışan deneyimine de odaklandılar.

Maalesef ülkemizdeki en sorunlu alanlardan birisi çalışan deneyimi. Mevcut ekonomik koşullar, işsizlik oranları bir çok şirketin çalışan deneyimine gönülsüz ya da bilinçsizce yaklaşmasına zemin hazırlıyor. Müşteri deneyimi konusunda istekli ve coşkulu şirketlerin bile iş çalışan deneyimine gelince aynı coşkuyu göstermediklerini üzülerek görüyorum.

Bazılarının hoşuna gitmeyecek belki ama çalışanlarınıza rağmen, hayranlık uyandıran bir müşteri deneyimi yönetimi yapmanızın bir yolu henüz bulunmadı. Eğer ki deneyim dünyasına adım atmayı düşünüyorsanız ki tüm global araştırmalar artık bunun bir tercih olmadığını orta vadede zorunlu bir süreç olduğunu ortaya koyuyor, çalışanlarınızın mutluluğunu en az müşterilerinizin mutluluğu kadar önemsemeniz gerekiyor. İnsan kaynakları fonksiyonunun çalışan deneyimi yönetimine doğru evirilmesi, bazı şirketlerde “C..” seviyesinde çalışan deneyimi yöneticilerinin olması bunun göstergelerindendir.

Çalışan deneyimi yönetimi için öncelikle mevcut şirket kültürünün “insan odaklı” bir bakış açısıyla gözden geçirilmesi, genel merkez duvarlarına astığımız “adalet, içtenlik vb” fiyakalı değerleri tüm şirket uygulamalarında koşulsuz hayata geçirmeniz gerekiyor.

Müşteri Deneyimi yönetimi “müşteri odaklı” olmaktan bir adım ileri giderek “insan odaklı” olmayı gerektirir. İnsan odaklı olmak, hem müşterileriniz hem çalışanlarınız hem de tedarikçileriniz için kısa vade de olmasa bile uzun vade de doğru yolu size gösterecektir.


Bu yazı Ercan Kalit tarafından kaleme alınmıştır.

Müşteri Deneyimi Yönetiminde Dikkat Edilmesi Gereken Yedi Konu

Son yılların trend konusu Müşteri Deneyimi Yönetimi’nin kilit konularından biri de deneyim haritasını oluşturmaktır. Bunu oluştururken dikkat edilmesi gereken ve başarılı bir deneyim haritası için uyulması gereken 7 ilkeden söz edeceğiz.

1 – Tüm Birimlerden Oluşan Bir Ekip Oluşturmak

Deneyim Haritasını şirketteki tüm birimlerin temsilcilerini kapsayacak şekilde geniş bir ekip (Deneyim Haritalama Ekibi-DHE) tarafından oluşturulması gerekir. Özellikle müşteriyle doğrudan temas eden birimlerin mutlaka DHE’ de yer alması gerekir. Satış, Pazarlama, Müşteri ilişkileri ile sınırlı kalmadan, Üretim, Satış Destek, IT, IK, Finans, iş geliştirme, Arge vb gibi diğer birimlerin de DHE’ de temsil edilmeleri oluşturulacak haritanın gerçeğe yaklaşmasını sağlayacaktır.

Deneyim Haritalama Ekibine müşterilerin de dahil edildiği çalışma örnekleri vardır.Ancak bu durumda DHE’ye dahil edilecek müşterinin, tüm müşterileri temsil edemeyeceğinin farkında olmak gerekir. Ekibin sürekli bir üyesi olmasa da belli aşamalarında ekibe müşterileri dahil etmek daha anlamlı olacaktır. Farklı müşteri segmentlerine uygun olarak davet edilecek müşterilerde de çeşitliliğe gitmek gerekecektir. Bazen cinsiyete göre deneyimler ve beklentiler farklılaşırken bazen de yaş gruplarına göre şirketten beklentiler ve deneyimin dinamikleri değişebilmektedir.

2- Gerekli Verilerin & Çalışma Ortamının Hazırlanması

“Müşteri gözünün” çalışmaya dahil edilmesi için deneyim haritalama çalışmasına liderlik edecek kişinin çalışma öncesi bazı hazırlıkların yapıldığından emin olması gerekir. Tüm birimlerin birer müşteri dosyası hazırlayarak çalışmaya getirmeleri sağlanmalıdır. Müşterinin gözünü çalışmaya dahil etmeyi sağlayacak verilerin kaynakları: Call Center kayıtları, web sitesi logları, müşteri anketleri, müşteri mailleri, müşterilerin sosyal medyada paylaştığı yorumlar, bire-bir müşteri görüşleri, odak grup çalışmaları vb. gibi müşterinin sesini ve davranışlarını içeren tüm niceliksel ve daha çok niteliksel verilerdir.

Çalışma odasında büyük bir tahta, renkli kalemler, post-it ler vb. tüm fiziksel ihtiyaçların hazır olması gerekir. Çalışma ortamının rahat ve esnek olması ve katılımcıların yaratıcılığını desteklemesi gerekir. Katılımcılar arasında yönetici ve çalışanlar bir arada ise alt-üst ilişkisinin o odanın sınırlarına girmemesi sağlanmalıdır. Tüm katılımcılar özgürce düşüncelerini ifade edebilmelidir. Hiç bir düşünceyi bastırmamak ve dışlamamaktüm katılımcıların korkmadan özgürce sezgilerini harekete geçirerek haritaya katkı sağlamalarına imkan verir.

3 – Hayal Edilen Değil, Gerçekçi Bir Resim Oluşturmak

Deneyim haritalama çalışması, hayal edilenden ya da olması gerekenden önce mevcut durumun “gerçekçi” bir resmini çıkarmaya odaklanmalıdır. Birimlerin kendi faaliyet alanlarıyla ilişkili olan temas noktalarındaki durumu resmederken pembe bir resim çizmesi ve deneyimle ilgili kusurları başka birimlerin alanına atmaya çalışmasının önüne geçilmelidir. Bunun için tüm çalışma boyunca akıldan çıkarılmaması gereken deneyim haritasının müşterinin gözüyle çizilmesi gerektiğidir.

Deneyim haritası mutlaka ama mutlaka müşterinizin perspektifini yansıtmalıdır. Müşteri gibi düşünmeli, onun diliyle konuşmalıyız.Tüm deneyim yolculuğunu müşterinin gözünden izlemeye çalışmalısınız. Bu bakış açısı çoğu zaman sizin kontrolünüzde olmayan süreçleri de düşünmeyi gerektirir. Uçuş örneğimizdeki havaalanı ulaşımı ve otopark şirketin kontrolünde olmayabilir. Ancak uçuş deneyiminin bir parçasıdır. Yolculuğun müşterinin gözünden izlenmesi için her zaman şirket içi personelin görüşleriyle yetinemeyiz. Şirket içi birimler işlerini onlardan istenildiği gibi ve en iyi şekilde yaptıklarına inanırlar. Ancak istenilen iş yapma biçimi müşterileri çileden çıkarıyor olabilir.

Deneyim haritası müşterinin amaç ve beklentilerini de içermelidir. Bu alandaki zorluk farklı müşterilerin farklı beklentilere ve amaçlara sahip olmasıdır. Aynı zamanda yolculuğun belli evrelerindeki beklenti ve amaçların da farklı olduğunu gözden kaçırmamalıyız. Web sitenizi incelerken ya da sizi telefonla aradığındaki beklentileri ve amaçları farklı olacaktır. Özellikle farklı müşteri gruplarına kitlesel hizmet sunan bir şirket için tüm farklı beklentileri karşılamak mümkün olmayabilir. Ancak yapılacak derinlemesine çalışmalar müşteri segmentlerine göre yoğunlaşan beklenti ve amaçları tespit etmemizi sağlayacaktır.

4 – Kritik Temas Noktalarını Belirlemek

Deneyim haritasının olmazsa olmaz unsuru temas noktalarıdır. Temas noktaları müşterinizin sizinle temas ettiği tüm noktalardır. Temas noktası yaygın olarak sanıldığı gibi sadece insan-insana iletişimin kurulduğu noktaları içermez. Bir banka için banka şubesindeki vezne temas noktadır, aradığınız çağrı merkezi de. Ancak temas noktaları bunlarla sınırlı değildir. Bankanın web sitesi, sosyal medya hesapları, bankamatik cihazları, kullandığınız banka kartları, bankanın reklamları, hatta bankanın logosu, şube dış cepheleri bile bir temas noktasıdır. Sadece karşılıklı etkileşimin olduğu noktalarla sınırlı değildir. Müşterinin markaya değdiği her nokta bir temas noktasıdır. Hatta bazen yukarıdaki otopark örneğinde olduğu gibi şirket olarak sizin kontrolünüzde olmayan temas noktaları bile vardır.

Her temas noktasında müşterinin neler yaptığı, neler beklediği, mevcut durumda o temas noktasında yaşadığı etkileşim hakkında ne düşündüğü ve neler hissettiğiniayrıntılı şekilde keşfetmemiz ve bunu haritada göstermemiz gerekiyor.

Temas noktalarının belirlenmesinden ve yukarıdaki şekilde haritaya aktarılmasından sonra hangi temas noktalarının müşteri deneyimi için kritik öneme sahip olduğunun belirlenmesi gerekiyor. Genelde müşteri ile şirketin karşılıklı etkileşime girdiği tüm noktalar kritik olmayı hak ederler ve Kritik temas noktası olarak gösterilmelidir. Kritik temas noktalarının haritanın bütününde kolayca fark edilebilmeleri gerekir. Kritik temas noktalarındaki etkileşimlerin oluşturduğu duygular müşteri sadakati ya da müşterinin bizi terk etmesinde önemli etkileri vardır. Gerçeklik anları dediğimiz deneyimler genelde kritik temas noktalarında oluşur ya da tersi de doğrudur, gerçeklik anlarının yaşandığı her temas noktası kritiktir.

5- Gerçeklik Anlarını Keşfetmek

Müşterilerin yaşadığı bazı etkileşimlerin deneyimin bütünü üzerinde diğer etkileşimlere göre daha baskın bir etkisi vardır. Bu türden etkileşimlere “gerçeklik anları” diyoruz. Örneğin oteller için resepsiyondaki, otele kabul ve giriş anında yaşanılan deneyim, otelde yaşanacak deneyimin bütünü üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Resepsiyonda yaşanan bu gerçeklik anın olumsuz bir deneyime dönüşmesi durumunda, bundan sonraki temas noktalarında her şey yolunda gitse bile otelle ilgili bütünsel deneyim olumsuz ya da yetersiz olarak nitelenecektir. Deneyim haritasının süreçteki tüm gerçeklik anlarına işaret ediyor olması gerekir.

6- Duygu Boyutu

Duyguların deneyim dünyasındaki krallığından önceki yazımızda detaylıca bahsetmiştik. Müşteriler için yaşadıkları deneyim çoğu zaman duygulanım içeren düşüncelerle ifade edilecektir. Deneyim haritalama çalışmasının duyguları da içermesi gerekir. Müşterilerinizin deneyim yolculuğunun her noktasında ne yaptığı ve ne düşündüğü kadar ne hissettiğini de resmetmeliyiz. Nerelerde deneyimden keyif alıyor, eğleniyor, heyecanlanıyor, hangi noktalar da geriliyor, sıkılıyor ya da öfkeleniyor?

Bunu ifade etmek için bazı haritalama çalışmalarında gülen, nötr, üzgün, kızgın vb. yüz ifadeleri kullanırken bazı çalışmalarda da 1den 10’a kadar bir duygu skalası ve renkler kullanıldığını görüyoruz.

Duyguların oluşumunda ve tetiklenmesinde kritik bir öneme sahip olan duyusal uyarıcıları da unutmamak gerekiyor. Deneyim yolculuğu boyunca müşterilerimizin beş duyusuna nerelerde ve neyle nasıl bir uyarıda bulunduğumuzu da haritaya yansıtmalıyız.

7- Zaman Boyutu

Deneyim haritasının mutlaka zaman boyutunun da olması gerekir. temas noktalarında geçirilen sürenin ölçümlenmesi ve haritada gösterilmesi gerekir. Zaman, yaşanılacak deneyim üzerinde etkilidir. Bir restoranda siparişin alınma süresi, yemeğin servis edilme süresi ya da bir mağazada kasadaki bekleme süresi vb. Çağrı merkezleriyle yaşanılan deneyimde bekleme ve doğru kişiye ulaşmak için harcanan zaman müşterilerin deneyimleri üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileri vardır.

Kaan Demirdöven

DENEYİMSEL PAZARLAMA VE DUYGULARIN KRALLIĞI

Joseph Pine ve James Gilmore’un 1998 yılında “Deneyim Ekonomisi” adlı eserlerini yayınladıktan bir yıl sonra 1999’da Bernd Schmitt , “Deneyimsel Pazarlama” (Experiential Marketing) isimli makalesinde “deneyim” kavramını yeni pazarlama anlayışının kalbine yerleştirmiştir.

Schmitt geleneksel pazarlamanın, müşterileri sadece “özellikler ve faydalarla”ilgilenen ve tüm karar süreçlerinde “sadece rasyonel” davranan bireyler olarak ele aldığı eleştirisini getirir. Oysa deneyimsel pazarlama müşterileri kendilerine keyif veren deneyimlerle ilgilenen “rasyonel ve duygusal” insanlar olarak görür.

Deneyimsel Pazarlamanın odak noktası ise duygu merkezli müşteri deneyimleridir. Schmitt müşteriler için yaratılabilecek beş tip deneyim modülünden (SEMs) bahseder. Bunlar;

Duyusal (sense) :  Duyusal deneyimler beş duyumuzla sağladıkları bilişsel tutarlılık ve duyusal çeşitlilik sayesinde müşterilere estetik açıdan zevk ve heyecan yaşatmaktadır.

Duygusal (feel): Duygusal Deneyimler müşterilerde güçlü his ve duygular uyandıran deneyimlerdir.

Bilişsel (think): Bilişsel Deneyimler yaratıcılığa ve bilişsel fonksiyonlara yönelik daha çok entelektüel deneyimlerdir. Müşterileri düşündürerek şaşırtarak harekete geçirmek hedeflenmektedir.

Davranışsal (act): Davranışsal deneyimler daha çok yaşam tarzına ve davranışlara yönelik davranışsal deneyimleri kapsarlar.

Sosyal (relate): Sosyal deneyimler kültürel ve sosyal gruplara yönelik ilişkiseldeneyimlerdir.

Deneyim pazarlamasında odak, ürün ya da hizmet ya da onun fonksiyonel faydalarından çok ürün/hizmet ile yaşanacak deneyimdir. Arabadan çok sürüş deneyimine, şampuandan çok banyo deneyimine odaklanmak vb. Bu yaklaşımda tüketim bütünsel bir deneyimolarak ele alınmaktadır.

Bu kuramsal gelişmeler Nörobilimdeki çığır açıcı gelişmelerle desteklendikçe “rasyonel insan” tahtından indirilmiş, “duygusal insan” yeni nöromarketing dünyasının krallığına oturtulmuştur. Sıklıkla duyduğumuz “insan duyguları ile seçim yapar / karar verir daha sonra aklı ile buna mantıksal kılıflar uydurur” argümanı duyguya hak ettiği önemi veriyor olsa da hala insanı bir bütün olarak kavrayamamaktır.

Duyguları hafife alarak insanın sadece rasyonel bir varlık olduğu ne kadar büyük bir yanılgı ise, aklı hafife alıp sadece duygusal varlıklar olduğumuzu söylemek de aynı derece büyük bir yanılgıdır.

Bir çok ortamda nöromarketing’in “beyindeki satın alma düğmesini” keşfettiği yanılgısı aynı hatalı düşünmenin bir ürünüdür. Nörobilimin şu aşamada keşfettiği insan beyninin sadece mantıksal süreçlerle kararlar vermediğidir. Mantıksal süreçlere (üst beyne) orta ve alt beynin de dahil olduğudur.

Nörobilimin bize öğrettiği yeryüzündeki en karmaşık canlı olan insanı bir bütün olarak anlamaya çalışmamız gerektiğidir. Mantığıyla, duygularıyla, hisleriyle, sezgileriyle, hala gizemini koruyan manevi dünyasıyla, kimliğiyle, değerleriyle, özgür iradesiyle, iç tepileri ve iç güdüleriyle, bilinciyle bilinçaltıyla.

İşte bu çok boyutluluk nedeniyle insan üzerine erken hükümler vermek ve insanın kodlarını çözdüğünü iddia etmek her devirde insanı anlamaya doğru atılan bir adım olmakla beraber bir popüler kültür yanılgısıdır. Bu nedenle bilimsel bulguları popülist bir anlayışla değil bilimsel bir tutumla ele almak bilimin doğasına uygun olarak bizi insana bir adım daha yaklaştıracaktır.

Bizler, sadece hazları ve iç güdüleri peşinde koşan memeliler değiliz. Unutulmamalıdır ki insan bir duygu varlığı olduğu kadar bir “anlam” varlığıdır da. Hayata “anlam” vermek, duygular kadar “değer” üretmek de bizi diğer memeli beyinlerden ayıran en önemli özelliğimiz.

Ercan Kalit

Müşteri Deneyimi Yönetimi’nin Özü

Apple deneyiminin en önemli bileşeni, çalışanların bir şeyler satmaya değil, ilişkiler kurmaya ve insanların hayatlarını iyileştirmeye çalışmaya odaklanmasıdır.

Apple gibi tüm faaliyetlerinin hatta varoluşunun ruhuna “müşterilerinin hayatlarını zenginleştirme” vizyonunu koyan ya da koyduğunu iddia eden ve bu yönde çaba gösteren bir şirkette çalışmıyorsanız bile bir satış ustası olarak, müşterilerinizin hayatlarını zenginleştirmek elinizde…

Geleneksel iş modelini oluşturan birimler, satış öncesi, satış, satış sonrası birimler, giderek çalışanlar, ara yöneticiler, tepe yöneticiler vb. tüm bileşenlerin varlık nedenleri ve faaliyetlerinin ruhunda farklı anlayışlar öncelikler amaçlar yer alıyor. Sorunun en temel kaynağı budur, öncelikle bu farklılığın birliğe taşınması gerekiyor.

Bu birliği sağlayacak olansa ortak vizyonun ve amaçların, ortak değerlerle örülerek tüm şirketçe tüm bileşenlerce birlikte üretilerek paylaşılması ve yaşatılmasıdır.

Bu yapıyı ayakta tutacak olansa ortak insani değerlerin CEO’dan başlayarak tüm çalışanlarda içselleşmesidir. Herkesin Deneyim uzmanı değil Deneyim ustası olması gerekir. Ustalık uzmanlığı da içeren ancak uzmanlığı aşan bir kavramdır. Ustalık, Mesleki uzmanlık kadar manevi bir boyut da içerir. Bireylerin evrensel insani değerleri içselleştirmiş ahlaki bir olgunluğunu da gerektirir.

Kadim bilgelik öğretileri bize bunun önemli ipuçlarını sunar. Antik Yunan Orfeus bilgeliğinden Mısır Hermetizmine, Ortadoğu dinlerinin batıni yorumlarından Hint irfanına giderek hepsinin bir aşure kazanında lezzet bulduğu Anadolu tasavvuf geleneğinde, toplumsal hayatın günümüz iş dünyasına denk düşen sanat ve zanaat alanına yapılacak epistemik bir yolculuk, günümüz iş dünyasının temel sorunlarına en içten ve en gerçek, en bizden cevaplar verecektir.

Tüm kültürlerde benzer yapılar görmekle birlikte Anadolu özelinde bakarsak Çırak-Kalfa-Usta yolculuğunun (günümüz Asistan-Uzman-Yöneticisi) sadece mesleki uzmanlığı değil aynı zamanda bireylerin ahlaki dönüşümünü de içerdiğini görürüz. Buradaki dizgede, sadece mesleki gelişim değil, manevi gelişim de desteklenirken, aynı zamanda kişi ile mesleğinin mitsel kökleri arasında bir köprü kurulur. Bu köprü, ruhların olgunlaştığı köprüdür.

12.-13. yy da tüm Anadolu’ya yayılmış mesleki örgütlenmelerin ruhunu oluşturan Fütüvvet geleneği, Feta kavramını ustalık yolculuğunun merkezine yerleştirmiştir. Feta, kendini, kendi aklını ve ruhunu fetheden kimsedir. Ustalık yolculuğundaki bireyin mesleki uzmanlığa erişmesi kadar, evrensel insani değerleri içselleştirip yaşantılaması giderek özgür ve olgun bireyler olması da yolculuğun zorunlu ereklerinden biri olmuştur.

Modern iş dünyasının en temelindeki eksik parça şuurda olgunluğa erişmiş kamil insandır.

Kaan Demirdöven

Algının Müşteri Deneyimi Hali

İnsan enteresan bir varlık, derinlerine indikçe daha da ilginç hal alıyor. Tesadüf dediğimiz şeyler, vücudumuzun en tepesinde yer alan ve sıkı sıkı korunan beynimizin, yok artık dedirten senaryo, görsel efekt aklınıza gelen tüm Oscarları toparlayacak mükemmellikteki şovları. Benim kabulüm. Uzandım koltuğa boylu boyunca baş köşede locadan izliyorum. Çarşamba sabahı Turkcell’le yürüttüğümüz müşteri deneyimi proje toplantımıza katılmak için uçak vaktini beklerken kahvemi yudumladım. Haydi uçağa çağrısına uyup kapıya gittim. Önce on, yirmi derken bir saat rötar olunca tekrar lounge koltuğuma döndüm. Bu sefer gazete okuyayım bari dedim. Ve belki de aylar sonra elim Dünya Gazetesine gitti. Aldım. Okumaktan vaz geçip çantama attım. Onun yerine Hariri’nin Homo Deus’unu bitirme telaşına kapıldım. Derken uçak. Anonslar. Ve havalandık. Roma’ya gidecek olan yan koltuk sakini çifte restoran önerip; Dünya Gazetesini açtım. Sayfaları birer ikişer alelacele çevirirken Volkan Akı’nın ‘Volkan Akı İle İş’ten Sohbetler’ köşesi gözüme çarptı, Turkishtime günlerinde tanıştığım, bir iki sayıda yer aldığım Volkan Akı ile karşılaşmış olmak yüzümü güldürdü. Peki ya yazının başlığına ne demeli ‘Yeni Tüketicinin Şifreleri’ gülmem, sosyal medya tanımıyla sesli güldüme evrildi. Volkan Akı’nın Nielsen Dünya COO’su Steve Hasker’le yaptığı sohbetin yazıya dökülmüş halini açgözlülükle tüketmeye başladım. Yazı ilerledi ve sonuna yaklaştığımda bomba patladı:

’10 yıl önce yaptıkları yayınlarla video tüketimini TV kanalları kendileri belirlerdi. Artık önceden hazırlanmış eğlence içerikli videolar, diziler ve filmler için dijital kanallar var. Onlar sayesinde, tüketiciler artık hangi içeriği izlemek istediklerine kendileri karar veriyorlar.’

NOKTA!

Televizyonun tüm versiyonuna tanıklık etmiş bünye değişimin şok edici gerçekliğiyle sarsıldı. Rönesans öncesinin yüzyıllarla ölçülen zaman dilimleri günümüzde yıl belki ay seviyesine indi. Hızlandı dünya. Çok hızlandı. Tiyatro perdesi gibi ahşap kapak arkasında bir sonraki günün yayın saatine kadar istirahate çekilen diva bugünlerde evde birileri olduğu sürece çalışıyor. Gözlerimizin dekoder görevini üstlendiği günlerden Netflix günlerine geldik. Ve artık arabalar renkli. Sanayi devrimi sonrası hızlanmaya başlayan dünyaya otomobili sunan ve müşterilerinin siyah olduğu sürece istedikleri renk otomobili alabileceklerini söyleyen Bay Ford, bugünün otomobillerini görse ne yapardı acaba? Önce sanayi devrimi geldi, peşinden monopoller yıkılıp rekabet gelmeye başladı. Talep yoğun olduğu için müşteri değil üretici/satıcı kral yıllar yaşandı. Teknoloji ilerledi, çıkan ürünlerin taklit edilmesi kolaylaştı. Lüks olan özellikler, ABS gibi, sektör standartlarına dönüştüler. Kalite ile öne çıkmaya çalıştı firmalar tahtlarını bırakmamak için; kalite standartlaştı!

Ve Kral değişti.

Artık Kralın adı Müşteri.

Yıllardır dillerden düşmeyen müşteri odaklı yaklaşım, müşteri ilişkileri yönetimi, müşteri, müşteri, müşteri odaklıymış gibi görünen ciro/kar merkezli yaklaşım kralın değişmesiyle sallanmaya başladı. Artık bilanço hedefli taktiklerin yerini müşteri merkezli stratejilerin alma zamanı.

Yoksa?

Yok olmak kaçınılmaz.

Beynim nasıl ki müşteri deneyimini odağına alıp; tesadüfleri bu ilgi alanım özelinde tasarlıyorsa, şirketlerin de aynı şekilde harekete geçmeleri gerekiyor. İş yapış şeklimize yeni bir tür geldi ‘Müşteri Deneyimi’ ‘Servis Deneyimi’ eski türler yok olma yolunda.

Evrim iş başında!

Bir Müşteri Deneyimi Projesi

2017 yılı ilk yarısında başladığımız ve geçtiğimiz ay hayata geçen projemiz ‘Müşteri Memnuniyeti Anketleri’nde bugüne kadar alınmış en yüksek değerlerle başarısını kanıtladı. Her gün dünyanın her yerinde onlarca yüzlerce proje başlıyor, bitiyor. Sonuçlar çan eğrisi! Bir kısmı başarılı, bir kısmı hüsran çoğunluk eh işe kategorisinde. Biz danışmanlar biriktirdiğimiz deneyimlerimizle, öykülerimizle bu proje hikayelerinde yer alıyoruz. Bizim ADS Yönetim Danışmanlığı olarak projelerde çabamız ekibin koluna girebilmek ve beraber ilerleyebilmek. Sonuçta da bir başarı yakalanıyorsa eğer, bu başarı bizden çok ekibin başarısı ve bizler bu ekibin birer parçası olmanın gururunu yaşıyoruz. Ülkemizin öncü ve gurur kaynağı olan dev şirketlerinden birisiyle gerçekleştirdiğimiz projede de yaşanan tam anlamıyla bu oldu. Müthiş bir uyum, keyifli bir proje süreci ve projenin çıktılarını sahiplenen organizasyon.

Sonuç?

Anlatmaya doyamayacağımız bir başarı hikayesi.

Müşteri kelimesi tüm insanlığı temsil ediyor. Hepimiz bir şekilde bu kelimenin hakkını verecek davranışlarda bulunuyoruz ve bu doğrultuda markalarla, insanlarla, servis sağlayıcılarla, okullarla aklınıza gelen her tür kurum, kuruluş ve şahıslarla ilişki kuruyoruz. Tüm bu ilişkilerimiz sonucunda algılarımız deneyime dönüşüyor. İlişki kurduğumuz üçüncü partilerle ilgili duyduğumuz, okuduğumuz, kokladığımız ve veri olarak kaydettiğimiz algımızı oluşturan tüm data, bilgiye yani deneyime dönüşüyor. Ve bu deneyim bizim ilişkiyi sürdürme ya da noktalama kararını vermemizi sağlıyor.

Aynadaki görüntümüzle gerçekte yansıttığımız görüntü farkı da bu noktada ortaya çıkıyor. En hakiki şahane müşteri deneyimini biz yaşatırız söylemi kral çıplakla noktalanabiliyor.

Yeryüzünde yaşanan bütün ilişkilerin temel dayanağını oluşturan GÜVEN, başlanan tüm projeler için de geçerli. Karşılıklı güven varsa kartlar masaya açılıyor. Kartlar açılırsa denklemi tüm netliğiyle görebiliyorsunuz. Ve dinliyorsunuz. Çok dinliyorsunuz. Her ne kadar çantamızda bir metodoloji ile dolaşıyor olsak da her ilişki nasıl birbirinden farklıysa her kuruluş da birbirinden farklı. Ve bu farkı içselleştirebilmenizin, ayırdına varabilmenizin tek koşulu ise dinlemek.

Başarı hikayesine dönüşen projemizin temelinde güven, dinleme ve uygulanabilir adımları hep beraber atmak vardı. Beraber atılan bu adımları bir yol haritasına ve değerler zincirine deşifre edip; proje ekibinin ve tüm çalışanların sahiplenebileceği anlaşılabilir, uygulanabilir ve iş birimlerinin faaliyetleri ile uyumlu modeller halinde ifade ettik. İş birimleri kendi katkıları ile oluşturulmuş bu modelleri kabullendiler ve hiyerarşik konum bağımsız uygulamaya aldılar. Anketlerdeki bu başarıyı getiren de tam da bu unvan bağımsız sahiplenme ve arkasında durma oldu. Bu duruş müşteriler tarafından fark edildi, satın alındı ve taktir edildi.

Sırada çıtayı bir tık daha yukarı taşıyıp; çalışan – müşteri uyumunu daha da geliştirerek rekabetteki lider konumumuzu pekiştirmek  var.

İlişki çağında müşteri deneyimini göz ardı ederek, finansal hedeflerin gölgesinde mış gibi hedeflerle küçümseyerek yaşamına devam etmeye çalışan kuruluşlar için önümüzdeki dönem kötü çekilmiş bir korku filmi tadında olacak. Uyanın ve müşterilerinizin, çalışanlarınızın yaşadıkları deneyimi ağızda tad bırakacak şekilde tasarlamak için harekete geçin.