Bir Aile Öyküsü

Dün akşam bir yemekli buluşmada arkadaşımızın 6 yaşını birazcık aşmış oğlu da bizle beraberdi. Odun ateşinde pişmiş sebzeli pizzasından bir dilim ısırıp tabletine Facetime uygulamasını indirmesini istedi babasından. Siz şirketinizi kurduğunuzda hangi akıllı telefon üzerinden mesajlaşıp, maillerinizi hangi tabletinizden yanıtlıyordunuz? Aracınızla yol alırken mavidişini aracınızın ses sistemine saplayıp eller direksiyonda rahat rahat görüşmenizi yaparken aklınızda hangi iş anlaşmaları vardı? Cevap veriyorum hiçbiri siz bin bir güçlükle ailenizin geçimini garanti altına alabilmek adına bir iş kurmuştunuz. Telefon evde ve ofiste vardı sanırım. Bir de gözünüz gibi baktığınız faks makinanız vardı ofisinizin baş köşesinde. Yurtdışında müşteriler edinmeye başlamıştınız. Her ne kadar vize almak için atladığınız hendeklere bir de limitli döviz eklenince seyahatler enteresanlaşıyor olsa da, eve çocuklarınızı ve eşinizi sevindirecek minik hediyelerle dönebiliyordunuz. Bir gün önce yurtdışında iş bağlantısı yaparken ertesi gün fabrikaya çevirmeye çalıştığınız imalathanenizde yağa bulanmış ellerle 8 X 8’lik performans sergiliyordunuz.

Amaç?

Ailenizin rahat bir geleceğe sahip olması. Çocuklarınızın sizin çektiği sıkıntıları çekmemesi. Yokluk içinde değil varlık içinde büyümeleri, iyi okullara gitmeleri, iyi beslenmeleri listeyi uzatabiliriz ama hepsi tek bir amaca ulaşmak içindi: Ailenizin rahat, mutlu bir hayat sürmesi.

Siz tüm bunları yaşarken. Araç telefonundan cep telefonuna ondan akıllı telefonlara akıllı telefonların akıllı saatlerine geçildi. Ve 21.yüzyıla ait tüm bu gelişmelerle büyüdü çocuklarınız, tüm bu yeni dünyanın içine doğdu torunlarınız. Artık onların gerçekleriyle sizin şaşkınlıklarınızla dolu dünya. Çocuklar büyüyor, bir gün şirkette koltuğu devretme zamanınız gelecek. O gün gelip şirkette çalışmalarını istediğinizde ‘Ben kendi girişimimi yapıyorum baba kuluçka merkezinde bir ofisimiz birkaç melek yatırımcımız var, bizim iş beni sarmıyor’ cevabı aldığınızda ne yapacaksınız?

A – Sinirlenirim
B – Ben nerede yanlış yaptım?
C – Çok şımarttık bunları hiç saygıları yok
D – Ben babama bunu söyleseydim ağzımın orta yerine…

Aklınıza gelebilecek seçeneklerden birkaçını sıralamak istedim. Öncelikle günümüz dünyasına dair birkaç saptama yapalım. Aslında yukarıda sıraladığımız onca teknolojiyi özetleyelim:

Bugünün 8 saati tahminimce 20 yıl öncenin 1 ayı, 100 yıl öncenin 1 yılı, 1000 yıl öncenin bir ömrü… Rakamlarla dilediğiniz gibi oynayabilirsiniz. Ancak, kabul etmemiz bir gerçek var ki o da artık bilgiye çok hızlı ulaştığımız ve teknoloji desteğiyle haftalar süren çalışmaların artık sadece dakikalar aldığı. 40 yıl önce şehirlerarası telefon bağlatmak için sıraya girip beklediğimiz sürede iş hayatında mevsimler değişiyor. O nedenle öncelikle çocuğunuzun işi sizin geçtiğiniz aşamalardan geçerek öğrenme lüksünün olmadığını kabul ederek başlayın değişime. Evet siz tüm yaz tatilinizi montaj hattında vida sıkarak geçirdiniz, işi öğrenmek için en alttan başladınız. İyi ki de öyle yaptınız, döneminizin girişimci ve yönetici olmak için gereken donanımına bu sayede sahip oldunuz. Buna rağmen üniversitede okuttuğunuz, tüm ömrünüzü onların rahat etmeleri için adadığınız kızınız/oğlunuz okulu bitirdiği gün teklifinizi kabul etmedi, ya da en kalabalık ünvanlı koltuğa oturttunuz koltuk büyük geldi. Ya da koltuk büyük gelmedi de sizin gözünüzde bir türlü büyüyemedi.

Yeni kuşak entegrasyonu bugünlerde en fazla tartışılan konulardan birisi. Babanız tüm tatillerinizde sizi niye ekmek teknenizde çalıştırıyordu? Zehirlemek için. Evet, zehirlemek için. Ve sanırım başarılı da oldu. Zehirlendiniz. Sıra sizde eğer çocuklarınızın Aile Şirketinize sahip çıkmasını arzuluyorsanız, ufak yaşta arada bir yanınızda götürün işe. Nasıl adım atılacağını gösterin ki ayak izlerinizi takip edebilsinler. Sorduğu sorulara kaçamak değil adam akıllı cevaplar verin. Yazları maaşlı işe alın, burnunu sokmasına izin verin, dokunmasını, hissetmesini teşvik edin. Hata yapacaktır bırakın yapsın. Ama yaptığında herkesin ortasında yapmayın eleştirinizi. Akşam yolda veya bir yemek arasında yüz yüzeyken ve yalnızken söyleyin gördüklerinizi. Sizin şirketinizi nasıl yönettiğinizi öğretin. Fuarlara beraber gidin. Tedarikçilerinizi dolaştırın. Hem ortamı yumuşatır hem de işi öğrenir oyun oynar gibi. DNA’sına işli girişimcilik yetenekleriyle öğrendikleri birleşince artık koltuktan kalkabilirsiniz. Bunları yapmamışsanız beni de davet edin çocuğunuzla beraber gelip bir çayınızı içip gidelim misafirleriniz olarak.

NOT: Dünyada ülkemizde yaşanan tüm üzücü, olumsuz olayların körüklediği negatif yükleri pozitife ancak geleceğe olan umudumuzla, gülümseyen yüzümüzle çevirebiliriz. Aksi halde her gün hüznümüzle karanlığı daha da katran karası yapmanın ötesine geçemeyiz. Yüzünüzden gülümsemenin eksik olmayacağı, umutlarınızı kutularından çıkartıp parlattığınız, hayata sarıldığınız ve bulaşıcı mutluluğa sahip olacağınız bir yıl geçirmenizi dilerim. İyi yıllar…

0 cevaplar

Cevapla

Yazıyla ilgili ne düşünüyorsun?
Paylaşmandan mutlu oluruz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir