Bakış Açısı

Sabah ofise geldiğimde masama yerleşirken odamın balkonuna gözüm takıldı. Balkon pervazında iki güzel güvercin pek de doğal görünmeyen şekilde mermerin üzerinde oturuyordu. Halleri çok normal gelmedi, ilk aklımdan geçen şey “Ne olmuş acaba?” sorusu oldu. Yani merak ettim…

O sırada odama bir çalışma arkadaşım girdi ve “Neye bakıyorsun?” dedi. “Güvercinlere…” dedim. O da baktı, “Ahh yazık!” oldu ilk tepkisi. “Niye?” dedim. “Baksana birinin kanadı kırılmış, uçamaz ki o, diğeri de onu bekliyor yanında, bak gitmiyor, canım benim…” olay birden dramatik ve romantik bir boyut kazandı. Ben hangi kanadı kırık, nereden anladı diye bakmaya devam ediyorum bu arada. Arkadaşım da kendi hikayesine devam ediyor. “Veterinere götürmek lazım bunu, kaçmadan tutabilir miyiz? Yakında nerede veteriner var biliyor musun?” ve ne yapacağını bilemeyerek bir başka arkadaşımızı yardıma çağırdı.

O da geldi ne oldu diye, gösterdik “Bak burada iki güvercin var, birinin kanadı kırık, diğeri de onu bekliyor. Ne yapacağız, veterinere götürelim, sen tutabilir misin?…” diye, ilk gören heyecanla diğerine anlatıyor durumu… Diğeri hikayeyi dinledi ve tepkisi şu oldu, “Tutarız bir şekilde, bakayım hımmm… Sağdaki erkek, soldaki dişi bunların…”

Heyecanla bir şeyler konuştuğumuzu duyan ofisimizin en genç üyesi odaya daldı bu sırada… Ne olmuş, durum ona özetlendi, o da baktı “Hamile bu kuş, baksana nasıl şişmiş…” diye kendi gözlemini, yorumunu ortaya bıraktı.

Bu sırada halen balkon kapısı kapalı, kuşlar dışarıda, biz içeride, kendi hikayelerimizi yaşıyoruz. Bir süre daha baktık, sonra kuşu tutması için çağırılan arkadaşımız “Balkon kapısını açalım bakalım ne olacak?” diye kapıya hamle yaptı. Bu sırada dramatik, romantik  hikaye sahibi arkadaşımız “Aman dikkat et, uçamaz senden korkup düşmesin.” diye telaşlanırken, kuşun hamile olduğunu düşünen genç arkadaşımız “Hamile ya uçamayabilir.” şeklinde yorumlarına devam etti. Kapı açıldı, kuşlar son derece sağlıklı ve dinamik bir şekilde, birlikte uçup gitti… Bu duruma ilk tepkiler, “Aaa kırık değilmiş kanadı uçabiliyormuş…”, “Evet, ben dedim, bir erkek bir dişi; bir şeyleri yoktu ki…”, “Aman hamile sanmıştım; balkonu da pisletip berbat etmişler…” şeklinde üç ayrı yorumla geldi.

Ben bir yerden sonra kuşlardan çok bizimkileri izliyordum açıkçası. Ve bu küçük hikaye bana çok şey anlattı. Birlikte miskince sabah keyfi yapan iki güvercine hepimiz kendi penceremizden baktık, hepimiz içinde bulunduğumuz duygusal ve zihinsel duruma göre bir hikaye yarattık, bu hikayeye inanıp farklı bir son görünce farklı tepkiler verdik.

Hayatın genelinde de olan bu işte, tek bir durum ve herkese göre farklı algı ile buna bağlı yorum var. Durum algımızla sapma yaşıyor; verdiğimiz tepkiler algımıza ve geçmişten taşıdığımız inanç, düşünce, yorumlara göre duygulara dönüşüyor, buna göre şekilleniyor. Sonra da aynı durum karşısında kimin neden, nasıl böyle bir tepki verdiğini anlayamıyoruz.

Şimdi kendimize şunları sormamız lazım; hayata hangi pencereden bakıyorum? Ne oluyor? Ben ne görüyorum? Sorunlarıma duygulardan, yorum ve yargılardan arınıp sadece olanı görerek baksam ne görürüm?

Bu yazıya vesile olan, bize kendimizi gösteren güvercinlere, sabah keyifleri için sonsuz teşekkürler…

Meriç KORALTÜRK POLAT

0 cevaplar

Cevapla

Yazıyla ilgili ne düşünüyorsun?
Paylaşmandan mutlu oluruz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir