Girdi yapan ADS

“İnsan Odaklı” Şirket Olmak

Bir önceki “Müşteri Odaklı Şirket Olmak” yazımızda bu sürecin; karşılıklı ilişkiyi ve etkileşimi gerektiren bir el ele verme süreci olduğundan, en temelde ise “müşteri odaklı” olmaktan önce “insan odaklı” bir şirket olmayı gerektiğini vurgulamıştık. “İnsan odaklı” şirket olmak “müşteri odaklı” olmayı da içerir ancak bunu da kapsayarak aşan ve şirketin çalışanlarını da içine alan daha geniş […]

99 Oktan İletişim

Trenler çıktı sahneye önce buharlılardı lokomotifte kürekçiler yol boyu kömür basıyorlardı doymak bilmez kazanına. O yol aldıkça demir ağlar yayıldı dünyaya. Otomobiller coştu sonra kaç oktanla başladık bilmiyorum, ama bol kokulu konsantre çamaşır deterjanları gibi bol oktanlı katkılı yeşil benzinler çıktı pazara. İlişkiler tüm bunlardan onlarca yıl önce girdi Dünya’nın dağarcığına. Bir elma. Bir ısırık. […]

Kelimelerin Gücü Adına

Geçmişten günümüze bazı sözcükler anlamını yitirir, gerçek anlamları ya kullanılmamasından ya da yanlış tercümelerle dejenere olur veya unutulur. Bu talihsizlik insanoğlunun en önemli silahı muhakeme etme, iyi ile kötü arasında seçim yapabilme yetisine epey ciddi darbedir bir anlamda. Her kelimenin kendine özgü bir titreşimi vardır. Kullandığımız sözcüğün anlamının daha iyi hissedilmesi ve istediğimiz etkiyi verebilmesi […]

“Müşteri Odaklı” Şirket Olmak

“Müşteri odaklılık”, “müşteri merkezlilik” günümüzün en popüler işletme kavramlarından birisi haline geldi. Neredeyse müşteri odaklılık sözcüklerinin geçmediği bir vizyon misyon metni ya da şirket röportajı kalmadı. Oysa uygulamaya baktığımızda bu kavramın sadece sözde kaldığını sıklıkla görüyoruz. Satış ve pazarlama söylemlerinde “müşteri odaklılık” kavramını sık sık kullanmalarına rağmen müşterilerin aldıkları hizmetlerin kurgusu da yaşattığı deneyim de […]

“Nasıl” Bizim İşimiz Değil

Secret’ın videosunu seyrettiniz mi bilmiyorum, seyrettiyseniz beni en çok etkileyen cümleyi hatırlayabilirsiniz: “’How’ is the domain of the Universe”. Yani “’Nasıl’ kısmı Evren’in işidir”. Ya da sen dileğini söyle, gerisini Allah’a bırak. Neden bu cümlenin beni etkilediğini uzun uzun düşünürken, Quartus Vakfı 40 Günlük Bereket Planı’nın internette bulduğum başlangıç cümlesi beni aydınlattı: “…bugün gözle görünen […]

“Müşteri Deneyimi” Dinamikleri

Bir önceki yazımızda Deneyim ekonomisinin kuramsal temellerine kısaca değinmiştik. (ilgili yazımız) Deneyim ekonomisine gidişin temel güdüleyicisi “farklılaşma” ihtiyacı hatta zorunluluğudur. Sektörlerde yaşanan “özdeşleşme” arkasından çok ciddi bir fiyat rekabetini getirmektedir. Bu durum öncelikle ürünler alanında boy göstermiştir. Teknolojik gelişmeler bir yandan inanılmaz bir ürün bolluğu ve çeşitliliği yaratırken bir yandan da hızla ürünleri birbirine benzeştirmiştir. […]

Esan Akü ve ADS Takım Çalışması Yaptı…

26 Aralık Cumartesi günü gerçekleştirilen “Müşteri Odaklı İletişim” sınıf eğitiminde beklentileri olan iç ve dış müşterilere daha iyi hizmet sunabilmek için Esan Akü çalışanlarıyla bir araya geldik. “Canlı Drama” ile renklendirilerek sınıf eğitimine farklı bir boyut kazandırdığımız programımız oldukça keyifli geçti. Uyumlu yaklaşımları için katılımcılarımıza, Esan Akü’ ye ve emeği geçen herkese bu güzel çalışma için […]

Deneyim Ekonomisi

Son yılların popüler kavramı olan “Müşteri deneyimi” yolculuğumuza çıkmadan önce bu yolculuğun düşünsel temellerini oluşturan “Deneyim Ekonomisi” dünyasında biraz dolaşmamız gerekiyor. Bu dünyanın en önemli yapı taşlarını Joseph Pine ve James Gilmore 1998 yılında kaleme aldıkları Deneyim Ekonomisi adlı eserlerinde attılar. Daha sonra 1999 yılında Bernd Schmitt , “Deneyimsel Pazarlama” (Experiential Marketing) isimli makalesinde deneyim […]

Korku ve Cesaret

Bazılarımız, her şeyin zor olduğuna o kadar inanırız ki basit bir yolu olduğunu hayal bile edemeyiz. Bir türlü gelmeyen şansı bekleriz. Doğum ile ölüm arasında geçen zamanın değerini bilir ama yapmak istediklerimizi erteleriz. Yeni aldıklarımızı kullanmaz, şu gün için der, dolapta saklarız. Sevdiğimizi söylemekten çekinir karşımızdan bekleriz. Ya reddederse diye yakınlaşamayız Başımıza iyi bir şey […]

Eğitimci Takıntılı Olmalıdır

Çoğu eğitimci yalnızca elindeki eğitim materyalini düşünür. Konusu, alanı neyse ona odaklanmıştır. Eğitim verdiğinde, karşısındaki kitlenin özellikleriyle ilgilenmez. O bilerek ya da bilmeyerek eğitimi doğru biçimde verdiğini düşünür. Öğrenilecek bir şeyler vardır o da bunları anlatmaktadır. Daha ne? Eğitmcinin ve eğitimlerin başarısızlığı da genelde “ben anlatıyorum ama anlamıyorlar” söyleminden kaynaklanır. Oysa eğitimci bu konuda takıntılı […]